Kısırlığa Giriş

 

İnsanın üremesi, kadın vücudunda gelişen bir yumurta hücresinin erkek sperm hücresi ile bir araya gelmesiyle başlayan, inanılmaz derecede heyecan verici bir süreçtir.

Böyle oluşan insan, bu heyecan verici süreci insan vücudu dışında, laboratuar ortamında yapar hale gelmiştir.

 

Bizler döllenme ve döllenmiş yumurtadan bir insanın oluşmasını engelleyen faktörlerin bir kısmını artık biliyoruz. Doğal yollarla gebelik elde edemediğimizde laboratuar ortamında yumurta hücresi ve spermi birleştirip, döllenme ve döllenmiş yumurtanın (zigot) erken bölünme aşamalarını laboratuarda gerçekleştirip, gerekirse genetik sakatlıklar açısından inceledikten sonra anne rahmine yerleştirerek gebelik elde etmek artık sıradan bir olaydır. Ancak halen bir çok bilinmezi aydınlatma çalışmaları hızla devam etmektedir. Kısırlık tanı ve tedavisi ile ilgili çalışmalar ilkel çağlardan beri süregelmektedir. Ancak ciddi, inandırıcı, bilimsel ilk hayvan denemeleri 1891 yılında başlamıştır. Başarılı ovulasyon uyarıcı ve takiben gebelik sağlayan gonadotropin hormonlar ilk kez Gemzell ve arkadaşları tarafından 1958 yılında kadavra hipofizinden elde edilerek tanımlanmıştır. Fakat bu şekilde temini oldukça zordu. Daha sonra gonadotropin seviyeleri yüksek olan menopozal kadınların idrarından elde edilmeye başlanmıştır. Bu yolla elde edilen gonadotropinler doğal maddesi olan menapozal kadınların idrarını bulmanın zorlukları, düşük saflık, kaynak kontrolünün tam yapılamayışı, sıkıcı idrar toplama işi ve saf olarak elde edilen FSH preparatlarında LH kontaminasyonu, bir üretimden diğerine farklılıklar olma riski ve düşük spesifik aktivite gibi bir dizi dezavantajlara sahip idi. Bu nedenle bilim adamları gonadotropinleri daha farklı yollarla elde etmeye çalışmışlar ve gonadotropinleri rekombinant DNA teknolojisini kuıllanarak üretmeye başarmışlardır. Bu yolla üretilen saf FSH preparatları 1995 yılından pazara verilmiş ve labratuar ortamında tam bir kalite kontrol sistemi altında üretilerek eski gonadotropin preparatlarında ortaya çıkabilecek tüm potansiyel tehlikeleri ortadan kaldıracak şekilde üretilmişlerdir. Yapılan çalışmalarda bu preparatla daha az miktarda ilaç kullanarak daha kısa sürede, daha fazla sayıda yumurta gelişimini sağlanabildiği ve daha fazla sayıda gebelik elde edilebildiğini gösterilmiştir. Zamanla rekombinant DNA teknolojişini kullanarak üretilen rekombinant LH, rekombinant HCG gibi bir çok preparat piyasa verilmiştir.

 

 Kısırlık ile ilgili araştırmalar 1968 yılında Steptoe ve Edwards tanışıp, deneyimlerini birbirlerine aktarmaları ile bambaşka bir alana taşınmıştır. Bundan sonra çalışmalar çok büyük bir ivme kazanmış ve 25 Temmuz 1978 yılında ilk kez laporoskopi ile anneden alınan insan yumurta hücresi dışarıda spermle döllenerek rahme yerleştirilip InVitro Fertilizasyon bebeği (IVF, Tüp Bebek Louise Brovvn dünyaya gelmiştir.

                                                                        

                                                        Resim 1: Luise Brown ailesi ile birlikte.Bu yaşlarda kendisi posta görevlisi olarak çalışıyordu.

 

1983 yılında IVF sırasında oluşan fazla embriyoların dondurularak saklanması ve işlemin yapıldığı ay gebelik olmadığında, sonraki aylarda bu embriyolar çözülerek anne rahmine ekilerek ilk gebelik elde edilmiş ve bu yöntemle toplam gebelik oranları hızla artmıştır.

Bundan sonraki aşamaları yakalamak hepimiz için zor olabilir. Klonlama (kendi hücrelerinden yeni bir insan kopyalama), ve hatta ileride rahim dışında bebeğin gelişimini sağlanırsa kimse şaşırmamalıdır. Ancak bugün temel sorun bu konunun uygulanabilir yanlarının ne aşamada olduğunun herkes tarafından bilinmesidir. Bizim amacımız da bu aşamayı anlaşılabilir bir dille sizlere anlatmaktır.